Fonksiyonel tıp, standart tıp uygulamalarının tamamen tedavi etme anlamında çok başarılı olamadığı kronik inflamatuar hastalıklar için daha iyi bir çözüm sunar. Kronik inflamatuar hastalıklar dediğimiz başlık, kalp damar hastalıklarından kansere, haşhimato tiroiditinden, romatolojik rahatsızlıklara, Multipl Sklerozdan allerji ve astıma kadar birçok hastalığı kapsayan bir başlıktır. Tüm bu hastalıkların altında yatan sebep büyük ölçüde kronik inflamasyondur. Bu nedenle fonksiyonel tıpın desteği tüm bu hastalıklarda rutin standart tıp tedavisine çok olumlu katkısı olur. Ancak bu hastalara yönelik yapılan fonksiyonel tıp uygulamaları mutlaka ilgili branş doktorları ile iletişim sağlanarak yapılmalıdır.
Standart tıp uygulamaları ayırıcı tanı ile hastalığın adını koyma ve hastalıkla eşleşen ilaç ve ameliyatların uygulaması konusuna daha fazla odaklanırken, fonksiyonel tıp ise hastalığın adı ya da bölgesinden ziyade altta yatan fonksiyonel bozukluğun nereden kaynaklandığını bulmaya odaklanır ve ileri laboratuvar testleri ile hastalığın sebebini ortaya çıkarır, sonrasında da sebebi ortadan kaldıracak tedavileri uygular. Standart tıpta sıkça kullanılan idiyopatik (sebebi bilinmeyen) kavramını kullanmaz.
Fonksiyonel Tıp Gözüyle Menopoz Tedavisi
Yıllarca menopoz tedavisinin kansere yol açtığı korkusu ile menopozlu kadınlar tedavi edilmedi. Fakat daha sonra bu yıllarda sentetik ilaçların, doz ayarlaması olmaksızın yanlış kullanıldığı gerçeği ortaya çıktı.
Günümüzde menopozu tedavi etmekteyiz. Ancak çok önemli bazı farklarla. Menopoz tedavisinde biyoeşdeğer doğal östrojen ve progesteron kullanmaktayız. Yani sentetik olmayan, vücudumuzun ürettiği ile tamamen aynı olan hormonları vermekteyiz. Bu ilaçlar ağızdan alınmadığı için damar pıhtılaşma sorununa da yol açmamaktadır.
Menopozun doğal formda hormonlarla tedavi edilmesi ile kemik,beyin, kalp sağlığı korunmakta, Alzheimer riski büyük oranda azaltılmaktadır. Sıcak basmalarının önüne geçilmekte, sosyal yaşam ve cinsel yaşam düzene girmektedir. Menopozda yaşanan vajinal kuruluk azalarak kaygan ve sağlıklı genital bölge oluşur.
Şüphesiz bu tedavi öncesinde hastayı jinekolojik yönden ve meme sağlığı açısından iyice tetkik ettikten sonra ilaçlara başlamaktayız.
Tüm bunların yanı sıra vitamin-mineral eksikliklerinin yerine konması, yaşlanan hücrelerimize verilecek mitokondri desteği ile de çöküşlerin de kısmen önüne geçilmektedir.
Menopoz Döneminde Vajinal Kuruluk
Östrojen hormonunun menopoz ile azalması, vajina bölgesinde atrofiye ve kuruluğa neden olur. Bu nedenle vajina ve idrar yolu esnekliğini kaybeder. Östrojen hormonunun azalması, vajinayı döşeyen epitelleri azaltıp salgısını bozar ve böylece vajina kayganlığını kaybeder. Bundan dolayı ilişki sırasında çok ciddi ağrılar hatta bazen kanamalar oluşur. İdrar yaparken sık sık hissedilen yanma, genital bölgede rahatsızlık hissi kuruluğa bağlı oluşabilir. Bu problemleri aşmak için;
Vajinal bölgeye doğal östrojen hormonlu kremler uygulanır ve vajinanın sağlıklı esnekliği yeniden oluşur. Östrojen hormonu verilemeyen hastalara genital Prp, hyaluronik asit içeren dolular; lazer tedavileri hastanın şikayetine göre uygulanabilir. Yine cinsel aktiviteyi devam ettirmek de gereklidir. Vajinaya kegel egzersizleri yaptırmak ve lokal vaginal kayganlaştırıcı jeller kullanmak da faydalı olmaktadır.
Östrojen azalması ön planda olduğu için hormon içeren krem veya jeller kullanılması vajinanın esnekliğini ve kayganlığını geri kazanmasını sağlar. Ancak menopozda kuruluk dışında, sistemik şikayetler de varsa biyoeşdeğer hormon tedavisi dediğimiz, vücudun kendi hormonlarına benzer kremler ve fitiller verilmesi ateş basmasının azalması, kalp, beyin ve kemik sağlığının korunması açısından da faydalı etkiler sağlayacaktır.
Fonksiyonel Tıp Muayeneleri Nasıl Yapılır?
Fonksiyonel Tıp Muayenesinde hekim ile yüz yüze veya online olarak da görüşülebilmektedir.
Bu muayenenin en önemli özelliği kişiye özel olması ve ayrıntılı anamnez alınmasıdır. Tüm sistemler ayrıntılı sorgulanır. Gereken size özel kan testlerinizin yapılması da hastalık nedenlerinin iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
Yapılan kan testlerinde sizin yakınmalarınızın, hastalıklarınızın biyokimyasal kök nedenleri, Karaciğerinizin vücudunuzun detoxunu yapıp yapamadığı, Metilasyon dediğimiz her an ürettiğimiz enerjinin düzeyi, enzimlerin, hormonların yapımı, Troid metabolizmanız, Osteoporoz riskiniz, Barsak dengesi ve Sibo ya da Geçirgen barsağa bağlı sorunlar, Adrenal sistem, Kalp Hastalığı riskleri, Kanser riski, İnsülin direnci, Hormon ihtiyacınız, Eksik vitamin dengeniz gibi tüm sistemlerde hastalığa doğru taşıyan kök nedenler apaçık gözlemlenebilmekte ve hangi noktalara müdahale etmemiz gerektiğini bize göstermektedir.
Anamnez formlarında kişinin ön plandaki hastalıkları, kullandığı ilaçlar, geçmişte yaşadığı tüm sorunlar, kadın hasta ise hormonal yaşadığı problemler, uykusu, ruh hali, ailesel hastalık öyküleri gibi tüm bilgilerin sorgulanması gerekmektedir.
Fonksiyonel Tıp Doktoru ile yapılacak olan bu uzun görüşme bu şekilde daha doğru, yeterli ve verimli olacaktır.
Bu hizmeti almak tanı konulmuş bir hastalığınızın olmasına gerek yok.
Fonksiyonel Tıp yaklaşımı bizi kronik hastalıklara götüren ve sağlığımızı yavaş yavaş kaybetmemize neden olan ya da günlük yaşam kalitemizi bozan uykusuzluk, kronik yorgunluk, kilo verememe, sinirlilik, depresyon, saç dökülmeleri, ciltte kuruluk, migren, huzursuz bacak sendromu, huzursuz barsak sendromu, eklem ağrıları, gibi geçmeyen sorunlara daha çözümcül yaklaşmakta ve SAĞLIĞIN DAHA İYİ OLMASI için çalışmaktadır.
Kadın hastalıkları açısından endometriozis dediğimiz çikolata kisti, polikistik over, infertilite dediğimiz kısırlık, adet öncesi gerginlik sendromları, menopozal şikayetler ve sonrasındaki hafıza problemleri, ostoporoz dediğimiz kemik erimesi gibi durumlarda daha etkin çözümler ve koruyucu hekimlik fonksiyonel tıp ile mümkündür.
Sağlığı hem geri kazanmak hem korumak mümkündür yeter ki isteyelim ve uygulayalım.
Fonksiyonel Tıp
Fonksiyonel tıp hekimliğinde amaç hastalık tanısı koyulmasından ziyade önlenmesidir. Hastalıkların ana nedenleri ve bunların ortadan kaldırılması fonksiyonel tıpta hedeflenir. Hastalığın temelini atan kök nedenleri belirlemek ilk aşamadır. Ardından genetik, beslenme, çevresel ve yaşam şeklini değerlendirmek gelir. Son aşamada ise nedenler arasında değiştirebileceklerimizi belirlemektir. Bunlar için muayene ve tahlil süreci gereklidir. Böylece kişiye özel sorunları belirlemek, uygun tedaviler ile şifa sağlamak hedeflenir.
Bedenin bütünü değerlendirilip, hekim topladığı veriler ışığında kişiyi kronik ve kompleks hastalıklardan korumak için uzun vadeli bir plan ve yaşam tarzı programı çizer. Esas olan bütündür. Bütünü korumakdır.
Bütüncül bir yaklaşım ile muayene organ ve tek sistem düzeyinde olmayıp geneldir. Testler günlük rutinin dışında, daha ileri laboratuvar testlerinden oluşur. Ayrıntılı soy geçmiş öyküsü de alınan hastamızda, genetik geçişli hastalık şüphesinde ileri tetkikler de yapılarak önleyici tedbirlerle hastalık önlenmeye çalışılır.
Fonksiyonel tıp ile, hastalanmadan önleyici ve koruyucu hekimlik yapmaktayız. Kronik hastalıkların bedeni yıpratmasını önlemek, sağlıklı yaşamak amacımızdır. Kronik hastalıkların oluşturduğu sonuçlardan ziyade, fonksiyonel tıp hastalıkların nedenlerini tedavi etmektir.
Fonksiyonel Tıpta Uygulanılan Testler
Sağlıklı, kaliteli yaşamak için gerekli önlemler ve tedbirleri almaktadır. Kronik hastalıklar için daha yaşanılabilir çözümler bulmaya çalışır.
Kalp damar hastalıkları, romatolojik hastalıklar, troid fonksiyon bozuklukları, osteoporoz, alerji, inflamatuar hastalıklar, mide bağırsak sistemindeki fonksiyonel sorunlar, insülin direnci ve diyabet, menopoz ve menopozun getirdiği problemler gibi birçok hastalığın tanı ve tedavi sürecine destek olur.
Fonksiyonel tıpta hastalığın adı ve o tanıma yönelik tedaviden öte, hastalığın nedenini araştırır, hastalığın nasıl ve nereden olduğuna bakar. Nedeni bulmak tedavinin ilk aşamasıdır.
Çoğunlukla kronik hastalıklara yol açacak nedenleri araştırıp, bu nedenleri ortadan kaldırmak ile tedaviye başlanır.
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak aldığımız eğitim; sadece gebelik takibi ve jinekolojik hastalıklar olmayıp kadının tüm sorunlarında destek olmaktır. Yani barsak problemleri için ayrı, troid fonksiyonları için ayrı, kemik erimesi, psikolojik sorunlar için ayrı değerlendirmek değildir. Kadının bütün sistemlerini bir bütün olarak değerlendirip sağlıklı ve kaliteli yaşam sağlanmaya çalışılır.
Kronik hastalıkların gittikçe arttığı, GDO lu yiyeceklerin tüketildiği, yoğun manyetik alanlarda, klimalı kapalı alanlarda yaşam oldukça bedeni yormaktadır.. Hem ruhsal hem de fiziksel hastalıklar artmakla beraber, çocuklarda da hem alerjik hem de psikiyatrik rahatsızlıklar oldukça arttı.
Aslına bakarsak fonksiyonel tıp;
Bedene yaklaşımda tümden gelim anlayışını benimsemektir.
Bir ihtisas dalı değildir, iyi bir genel tababet bilgisi yeterlidir.
Herhangi bir cihaza ihtiyaç yoktur.
Ancak özellikle bedenimizde eksik olanları tespit etmek amaçlı yapılan kan testleri ve genel muayene den oluşur. Aslında fonksiyonel tıp felsefesi, eksik olanı yerine koyma, hastalığı önleme, hastalık oluşumunu engellemedir.
Kadın doğum hekimi olarak fonksiyonel tıpta hastamıza yaklaşımda sadece rahim ve yumurtalıkları değerlendirmek değil, bütüncül bir yaklaşımla sorun oluşturacak her kavramı yok etmek amaçtır. Her daim gerekli olmayan, kimi zaman yan etkileriyle birçok sistemi bozan ilaçlara ihtiyaç olmadan, teşhis ve tedavi dışında bir tıbbın olmasıdır. Yani hemen bir tanı koymak ve ardından ilacı vermekten ibaret değildir. Hastalığı tetikleyen etkenleri ortadan kaldırmak, beslenmenin ve yaşam biçiminin düzenlenmesi, egzersizi hayata sokmayı, vitamin ve mineral desteğinden oluşur.
Fonksiyonel tıpda önce danışanımızın bedenini tanır, fizyolojisini değerlendirir, genetik ve çevresel etkenleri öğrenir, sorunlar anlaşılır, ardından hastalığın oluşumunu engellenmeye çalışılır. Bedeni bir bütün olarak değerlendirir, sistemlerin ve organların ilişkisi, işleyişi değerlendirilir, metabolizmayı bozan nedenler ve düzeltilmek amaç olmalıdır.
Menopoz dönemindeki bir kadında kemik erimesi beklenen bir sonuçtur. Ancak fonksiyonel tıpta mevcut önleyici ve koruyucu yaklaşım ile kemik erimesi oluşumuna izin verilmez. Biyoeşdeğer hormonların eşliğinde sağlıklı yaş alma sağlanır.
Adet düzensizliği olan bir kadında sadece her ay regl görmesi için ilaç verme yani sorunu çözemeden sonuca odaklanma doğru bir yaklaşım değildir. Polikistik over sendromu olan bir kadında ilk yaklaşım yaşam şekli değişikliği, kadını diyabetten korumak, obeziteyi önlemek ve bedeni toksik yükten temizlemek olmalıdır.
Kadın doğum uzmanı olarak yaklaşımımız hem hastalıkları önlemek, hem de kadının yaşamın her döneminde sağlıklı bir şekilde yaşamını devam etmeyi sağlamaktır. Dolayısıyla menopozda yaşanan kemik kırıklarını tedavi etmek değil, kırık oluşumunu engellemektir. Kadının hızlı bir şekilde yaşlılık belirtilerini yaşaması değil, sağlıklı bir şekilde yaş almasını sağlamasıdır.
Hastamızın ayrıntılı değerlendirilmesi, detaylı testlerin yapılmasının ardından vücut fonksiyonlarını yeniden kazanılması amaçlı destek tedavileri ve eliminasyon diyeti gerekli durumlarda ise ilgili yan dal uzmanından destek alınır.
Amaç kronik hastalıkların oluşumunu engellemek.
Fonksiyonel tıpta amaç bu kronik hastalıkların önlenmesi eğer oluştu ise de kullanılan ilaçlara ve tedaviye destek olmak, tedavinin etkinliğini arttırmaktır.
İlk aşama yanlışların düzeltilmesidir. Yani şifa amacıyla başvuran hastamıza rehberlik etmek, bir başka ifadeyle yaşam koçu olmaktır.
Fonksiyonel tıpta beslenme oldukça önemli ve sağlıklı bir yaşamın devamı için besinlerin tanınması, doğru beslenme oldukça önemlidir.
Beslenme çoğunlukla eğitim gibi aileden gelir, yöresel yiyecekler önemlidir. Çocukluktaki beslenme alışkanlıkları bazen bir çok yanlışı barındırabilir. Öğrenilen yanlışlar, bireyin yaşamı boyunca bütün sorunlarda karşımıza çıkan önemli bir problemdir. Beslenme alışkanlıklarının düzenlemesi ile birçok hastalığın tedavisinde şaşırtıcı ve güzel sonuçlar alınabilir.
Yaşam Şekli
Fonksiyonel tıpta bireyin yaşam şeklide oldukça önemli olup değerlendirilmelidir. Alışkanlıklar, uyku düzeni, stres yükü incelenir. Pozitif ve iyileştirici sonuçlar için ayrıntılı bir değerlendirme yapılan hastamızda yeni ve sağlıklı adımlar için önerilerde bulunulur. Ancak çoğu zaman tek görüşme yeterli olmayıp, hem bireydeki oto kontrolu sağlamak, hem de süreci değerlendirmek için hastamız aralıklarla kontrole çağrılır.
JİNEKOLOJİDE VE GEBELİKTE FONKSİYONEL TIP BAKIŞ AÇISI İLE TAKİBİNİZİN YAPILMASI SAĞLIKLI YAŞ ALMAK İÇİN ÖNEMLİDİR.
Yaklaşım bütüncül, yani sadece kadın genital organları incelenmez. Kadının hem bedenini, hem psikolojisi bütünüyle inceleriz.
İlk görüşme tanıma aşaması olup, beslenme alışkanlıklarınızda ki en ince detaylar, idrar ve dışkılama sıklığınız, yemek sonrası yaşadığınız sorunlar, uyku süreniz, cinsel hayatınız, iş ve evdeki performansınız, sağlık sorunlarınız detaylı bir şekilde dinlenir. Ardından ayrıntılı bir fizik muayene, takibinde de jinekolojik muayene ve gerekirse ek görüntüleme yöntemleri ile hastamızın muayenesi tamamlanır.
İkinci aşamada anamnez ve muayene sonuçlarına göre gerekli ve ayrıntılı laboratuvar testlerinin yapılmasıdır. Klasik tıptan farklı olarak incelemeler daha detaylı olup, bedeninizde her saniyede gerçekleşen sayısız tepkimelerde gerekli enzimler, vitamin ve minerallerin incelenmesi oldukça önemlidir.
Son aşamada elimizdeki veriler incelenir ve sonuçlar hastamızla paylaşılır. Sorunlar belirlenir, uygun yaklaşımlar detaylı bir şekilde anlatılır. Vermeyi planladığımız ilacı reçete etmek düzenli bir kullanım için yeterli değildir. Ne için kullanıldığı, eksikliğinde yaşanılacak sorunlar detaylandırılmalıdır. Aksi durumda hastamız ilacı kullanmaya başlasa da kullanım süresine uymayabilir.
ilk görüşme ardından tetkik sonuçları ile yeniden değerlendirilen hastamız ile artık belirli sonuçlar elde edilmiş, bir yol haritası çizilmiş olur.
Gerekli durumlarda diyetisyen desteği ve yan dal uzmanlarından görüş alınabilmektedir.
Genel olarak fonksiyonel tıp, kronik hastalıklar ile ilgilenir. Özellikle kronik hastalıklarda altta yatan temel neden inflamasyondur. Amaç inflamasyona neden olabilecek etkenleri ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla kimi zaman diyet düzenlenmesi, kimi zaman destek tedavileri ile inflamasyon önlenmeye çalışılır.
Kullandığımız ilaçların biyoeşdeğer olması önemli. Yani vücudumuzda salgılanan ile aynı yapıda olmalı. Eşdeğer hormonlarda doz ayarı yaparken de, kullanılan miktarın etkinliğini sağlayacak en düşük dozda olması önemlidir.
Polikistik Over Sendromuna Fonksiyonel Tıp Bakışıyla Tedavi
Polikistik Over Sendromu kadınlar arasında çok yaygın bir estrojen baskınlığı hastalığıdır. Bazı aylar yumurtlama olmaması, bazı aylar ise geç yumurta atılımı olur. Bu durum da hormon dengesizliği ile beraberdir.
Hastalar hayatlarının birçok döneminde yüksek estrojen artışına neden olacak bir çok nedene maruz kalmıştır. Polikistik over sendromunda hastalığın asıl nedeni, insülin direncine bağlı olarak gelişen bir sendromdur. İnsüllin direncine bağlı vücuttaki androjenler, aromatizasyonla sürekli östrojenlere dönüşür. İnsülin seviyesi arttıkça karaciğerden, hormonları kendisine bağlı olarak dolaştıran SHBG nin sentezini azaltır ve böylece testosteron ve estrojen serbest kalarak açığa çıkar.
Testosteron artışına bağlı olarak:
Estrojen artışına bağlı olarak:
Ayrıca Overin içindeki İnsülin direncine bağlı Yumurta oluşturamamak ve çatlatamamak nedeniyle gebelik elde edememe gibi sorunlar yaşarlar.
Tedavide;
Polikistik overli kadınlara tedavi olarak doğal hormonla denge sağlanmayıp, sentetik hormon içeren doğum kontrol hapları vererek adet gördürmek, hastalığın nedenlerini tedavi etmez, ayrıca estrojen yükünü artırmaktadır.
Tedavide en önemli mesele, nedenlerine yoğunlaşmak olmalıdır. Yumurtalıktaki insülin direnci ile mücadele edilmelidir. Vücuttaki estojen ve testosteron artışlarını kontrol altına almak gerekmektedir. Fazla estrojen azaltılmalı ve testesteron yani erkeklik hormonlarının etkileri antiandrojenler ile önlenmelidir. Mutlaka beslenme planı oluşturulmalıdır. Karbohidrat içeren ürünler, gluten ve süt gibi ürünler hasta değerlendirilip, azaltılmalı ya da kesilmelidir. Egzersiz planı yapılmalı, vücuttaki yağ ve kas dengesi kas lehine oluşturulmalıdır. Hastaya bütünsel yaklaşıp psikolojik destek ihtiyacı gözlemlenmeli, meditasyon, nefes terrapisi, hipnoterapi açısından ıuygın bir planlama gerektiğinde yapılmalıdır.
Kronik bir hastalık olduğundan sabırla ilerlendiğinde çözüm mümkündür.
Endometriozis, gençlik çağlarından itibaren birçok kadını etkileyen mücadelesi zor bir hastalıktır. Bu hastalarda ;
En sık yumurtalıklarda (% 60-75) görülürken tüplerde, karın zarında, bağırsaklarda, idrar torbası ve eski ameliyat skarlarında da rastlanabilir ayrıca akciğer, beyin, göz gibi uzak organlarda bile görülebilir.
Kimyasallardan dioksinler, fitalatlar ve DDT nin özellikle bu hastalıkla ilişkisi bulunmuştur. Endometriozisde hücrede inflamasyonun ve aromatazın aktifleşmesi ile estrojen dominansı ve progesteron reseptörlerinin baskılanması söz konusudur. Estrojenin inaktif hale gelmesi de azalıp sentezi artar. Progesteron reseptörlerinde ise direnç gelişmiştir.
Tedavi sürecinde inflamasyonu baskılayan destekler kullanılmalıdır. Bu destekler arasında:
Bu yaklaşım ile inflamasyonun azaltılması, aromatazın durdurulması sağlanır ve verilecek tüm destekler ile bu hastalık gerilemektedir. Böylece hastanın hem yumurtalık ve rahmini kaybetme riski azalır, hem de erken menopozdan kadın korunmuş olurken kasık ağrıları, adet sancıları, gebelik elde edememe gibi sorunları azalır.
Tedavide uzak durulması gereken gıdalar:
Antienflamatuar özellikli önerilen gıdalar:
Uzak durulması gerekenler:
XENOESTROJEN dediğimiz kimyasal endüstriyel ürünlerden deodorantlar, makyaj malzemeleri, şampuanlar, plastikler vb. uzak durmak.
Bu tedavi aşamaları ile hastalığın ilerlemesi kontrol altına alınırken, ağrı da azalmış olmaktadır.
Osteoporoza (Kemik erimesi) Fonksiyonel Tıp Yaklaşımı